Değerli okuyucularım, hepinizi saygı, sevgi, dua ve muhabbetle selamlıyorum.
Bir şehri değerli kılan yalnızca yüksek binaları, geniş caddeleri, parkları ya da modern yapıları değildir. Bir şehrin gerçek zenginliği, içinde yaşayan insanların karakteri, ahlakı, merhameti ve birbirine gösterdiği saygıdır. Çünkü şehirler taş ve betondan değil; sevgi, güven ve dayanışma üzerine inşa edilir.
Yaşadığımız şehirler aslında bizim aynalarımızdır. Sokakların temizliği, komşuluk ilişkileri, yaşlılara gösterilen hürmet, çocuklara verilen değer, ihtiyaç sahiplerine uzatılan yardım eli ve insanların birbirine olan yaklaşımı, o şehrin ruhunu oluşturur. İnsanların birbirine karşı duyarlı olduğu şehirler huzurun ve güvenin adresidir. Buna karşılık bencillik, sevgisizlik ve ilgisizliğin hâkim olduğu yerlerde, en gelişmiş şehirler bile ruhunu kaybeder.
Bugün her zamankinden daha fazla birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var. Aynı sokakları paylaştığımız insanları yalnızca tanıdıklarımız olarak değil, hayat yolculuğunun yol arkadaşları olarak görmeliyiz. Komşumuzun derdiyle dertlenmek, yaşlı bir insanın elinden tutmak, bir çocuğun yüzünü güldürmek, ihtiyaç sahibine destek olmak ve çevremizi korumak; insan olmanın en güzel göstergeleridir.
Merhamet, bir toplumun en büyük sermayesidir. Vicdan ise insanı insan yapan en kıymetli hazinedir. Bir insanın aç olduğunu bilip sessiz kalmamak, bir yetimin başını okşamak, bir hastayı ziyaret etmek, bir genci kötü alışkanlıklardan korumaya çalışmak ve umutsuz bir insana umut olabilmek; sadece bireysel iyilikler değil, aynı zamanda güçlü bir toplumun temel taşlarıdır.
Paylaşmak, sahip olduklarımızın azalması değil, bereketlenmesidir. Bir lokmayı, bir tebessümü, bir bilgiyi, bir vakti ve sevgiyi paylaşmak; insanların gönüllerini birbirine yaklaştırır. Paylaşmanın olduğu yerde kıskançlık değil kardeşlik, öfke değil sevgi, yalnızlık değil dayanışma büyür.
Ahlak ise bütün güzelliklerin temelidir. Doğruluk, dürüstlük, adalet, emanete sahip çıkmak, kul hakkına riayet etmek ve sözünde durmak; sağlam bir toplumun vazgeçilmez değerleridir. Ahlakın güçlü olduğu şehirlerde insanlar birbirine güven duyar. Güvenin olduğu yerde huzur, huzurun olduğu yerde ise gerçek kalkınma vardır.
Şehrimizi güzelleştirmek istiyorsak önce kendimizi güzelleştirmeliyiz. Kullandığımız dile dikkat etmeli, çevremizi temiz tutmalı, trafikte sabırlı davranmalı, doğaya zarar vermemeli, çocuklarımıza güzel örnek olmalı ve her davranışımızın gelecek nesillere bırakacağımız bir miras olduğunu unutmamalıyız. Çünkü şehirler, insanların günlük davranışlarıyla şekillenir.
Unutmamalıyız ki medeniyet, sadece büyük yapılar inşa etmek değildir. Asıl medeniyet; gönüller inşa edebilmek, insanların birbirine güvenle baktığı, kimsenin kendini yalnız hissetmediği, yardımlaşmanın ve paylaşmanın hayatın doğal bir parçası olduğu bir toplum oluşturabilmektir.
Gelin, yaşadığımız şehri sadece oturduğumuz bir yer olarak değil, bizlere emanet edilmiş bir değer olarak görelim. Sokaklarına, parklarına, okullarına, camilerine, ağaçlarına ve en önemlisi insanlarına sahip çıkalım. Kalplerimizi kin yerine sevgiyle, öfke yerine hoşgörüyle, bencillik yerine fedakârlıkla dolduralım.
Her birimizin yapacağı küçük bir iyilik, büyük bir değişimin başlangıcı olabilir. Bir selam, bir teşekkür, uzatılan bir yardım eli, söylenen güzel bir söz veya samimi bir tebessüm; belki de bir insanın hayatını değiştirecek kadar değerlidir.
Daha yaşanabilir, daha huzurlu ve daha mutlu şehirler istiyorsak önce insanımıza değer vermeli, ahlakımızı güçlendirmeli, merhametimizi canlı tutmalı ve vicdanımızın sesini daima dinlemeliyiz. Çünkü bir şehri gerçekten güzelleştiren; binalar değil, güzel ahlak sahibi insanlardır.
Şehrimize sahip çıkalım. İnsanımıza değer verelim. Merhameti çoğaltalım, sevgiyi paylaşalım, vicdanı diri tutalım. Unutmayalım ki güçlü şehirler, güçlü binalarla değil; güçlü karaktere, sağlam ahlaka ve yüksek insani değerlere sahip insanların omuzlarında yükselir.
Vesselam...
- - Haramla Kurulan Zenginlik Gerçek Zenginlik midir?
- - MALINLA ÖVÜNME EY İNSAN! KABRE GÖTÜREMEYECEĞİN ŞEYLE NEDEN BÖBÜRLENİYORSUN?
- - MANEVİ YOLCULUĞUN TAÇLANDIĞI GÜN: RAMAZAN BAYRAMI
- - İNSAN İNSANA EMANETTİR
- - GEÇMİŞİN AYNASINDA İNSAN: ZAMANIN SESSİZ ÖĞRETİSİ
- - BÜYÜDÜKÇE AĞIRLAŞAN HAYAT
- - İyiyiz Sanıyoruz, Peki Ya Hakikat?
- - HUZURUMUZ DİP NOKTADA
- - BOZULAN İNSANLIĞIN REÇETESİ
- - İMAN GÜCÜ, HAİNLERİ BİR KEZ DAHA DAĞLADI
- - HAKKIN VE REFAHIN ANAHTARI BİZLERİZ
- - SAMİMİYET SINAVIMIZ, KURBAN BAYRAMIMIZ
- - DÜNYAYA KIZMAYALIM, EĞRİLİK İNSANDA
- - BİLGİ CEHALETİ KALDIRIR; İNSAN SEVGİSİ VE YARDIMLAŞMA DA İNSAN HAYATINI KURTARIR.
- - DÜNYA BOZULMADI, DÜNYAYI BİZ BOZDUK
- - SAHTE HAYATLAR
- - MENFAATİMİZ PUSULAMIZ OLDU.
- - BİRLİKTE SU SERPELİM
- - DOĞRU VE HAKİKATIN MI, YOKSA MENFAATİN Mİ İZİNDEYİZ?
- - SÖZDE MERT, EYLEMDE KIT İNSANLIK
- - GELECEĞE VE UMUDA DÖKÜLEN TER
- - GEÇMİŞTEN BUGÜNE RAMAZAN
- - RUHU VE BEDENİYLE İNSANLIK, DÜNYAYA VE GÜZELLİKLERE ADETA MÜSİLAJ SAÇIYOR
- - Kişi ve kişiler içinde yaşadığı toplumun aynasıdır
- - İNSANLAR, LİDERLER,BULAŞICI BİR İYİMSERLİĞE SAHİP OLMALIDIR
- - SİYASİ ANLAYIŞ BİR TERCİHTİR, VATANA, DEVLETE VE MİLLETE BAĞLILIKTA VAZGEÇİLMEZ KUTSAL BİR GÖREVDİR
- - İNSAN AĞIŔLIKLI BESLEDİĞİ DUYGULARIN GALİBİDİR
- - TABİAT SABIR İÇİNDE, İNSAN İSE SABIRSIZLIK İÇİNDE ÇABA GÖSTERİR
- - YAŞAMIN YANKISI
- - ÜLKEMİZİ A ‘DAN Z ‘ YE KUŞATAN SİYASET Mİ, YOKSA GERÇEKLER Mİ?-