MEHMET NURİ BİNGÖL
Bir toplumun vicdanı, en çok, emekliye bakışında kendini gösterir. Yıllarca çalışmış, üretmiş, çocuk büyütmüş, devletine ve milletine hizmet etmiş insanların ömrünün son demlerinde nasıl yaşadığı; aslında o toplumun medeniyet seviyesinin de bir ölçüsüdür.
Bugün emeklilerimizin önemli bir kısmı, bırakın rahat bir hayatı, temel ihtiyaçlarını karşılamakta dahi zorlanmaktadır. Böyle bir tabloda “tatil” kelimesi, çoğu emekli için lüksün ötesinde, neredeyse hayal hükmündedir.
Oysa tatil, sadece eğlence değildir. İnsan ruhunun dinlenmesi, bedenin yenilenmesi, hayatın yükünden bir nebze olsun uzaklaşabilmesi için zaruri bir ihtiyaçtır. Çalışma hayatı boyunca sürekli üretim içinde olan bireyin, emeklilikte de insanca yaşama hakkı vardır. Bu hak, yalnızca karnını doyurmakla sınırlı tutulamaz; ruhunu da besleyen imkânlarla desteklenmelidir.
Devletin burada üstleneceği rol, bir lütuf değil; sosyal devlet olmanın gereğidir. Nasıl ki eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetleri vatandaşın hakkıysa; yaşlılık döneminde insana yakışır bir hayat sürmek de aynı derecede önemlidir. Bu bağlamda, emeklilere yönelik “mütevazı tatil desteği” uygulaması hem insani hem de toplumsal açıdan yerinde bir adım olacaktır.
**
Unutulmamalıdır ki dinlenmiş, mutlu ve huzurlu bir emekli kitlesi; aile yapısına da toplumsal huzura da olumlu yansır.
Torununa daha sabırlı yaklaşan bir dede, hayata daha umutla bakan bir nine; aslında geleceğin de teminatıdır. Bu yüzden mesele sadece bireysel değil, aynı zamanda sosyal bir yatırımdır.
Sonuç olarak diyebiliriz ki, emeklilere mütevazı bir tatil ödeneği sunmak; israf değil, vefadır. Bu vefa, geçmişin emeğine duyulan saygının ifadesidir.
Devlet, vatandaşının sadece çalışırken değil; yorulduğunda da yanında olmalıdır. Çünkü gerçek büyüklük, güçlüyü değil, yorgunu da gözetebilmekte gizlidir.
- - EN BÜYÜK MİYAR: KANAAT
- - Tabuların Gölgesinden Ne Umulur?
- - Makam ve Mananın Çatışması ve Gülistan Doku Cinayeti
- - Malazgirt’te Anadolu Can Atarken İslam'a
- - SİLÜET
- - BİR REALİTE: ÖLÜM YIL DÖNÜMÜNDE TURGUT ÖZAL
- - 14- 15 Nisan’ın Acı Gölgesi ve Çıkış Yolu: Maneviyatla Techiz ve İnşa Edilen Öğrenci
- - FEDAKÂRLIĞIN SESSİZ DESTANI
- - BURSA FETİHLE GÖNLÜNÜ AÇARKEN İSLAM'A
- - Şanlıurfa’nın İstiklâl Destanı: 11 Nisan
- - Üstad Said Nursi Vefat Etti Ama Eserleri Asırları Parlatıyor...
- - İLK ADIM, İKİNCİ VE ASIL ADIM
- - Hak Üstündür, Haktan Üstün Yoktur.
- - Tağutu İnkâr Etmeden İman Sahih Olmaz
- - "Kabede Hacılar..." İlahisi Popüler Olunca
- - Ramazan: Kur’ân, Sünnet ve Risale-i Nur Işığında Bir Diriliş
- - 6 Şubat'ta Geceyi Yaran Ses- Hikâye
- - İSLÂM ORDULARININ CİHAD RUHU VE MAKSADI : İ'LAY-I KELİMETULLAH
- - Bediüzzaman Said Nursî ve Mehdi-i Azam Meselesi...
- - BOZULAN GENÇLİK Mİ, TERK EDİLEN EMANET Mİ?
- - EL-ŞARA'NIN "ŞAM" YA DA SURİYESİ
- - ETHEM “Rüzgârın Oğlu”
- - KIRK BİR YILIN HİSSİYATI
- - Uhuvvet Hissi ve İhlasla Alakası
- - “Ümitsizlik bir hastalıktır” Ya Ümit?
- - BAŞKAN ZOHRAN MAMDANİ!
- - “ESKİ HÂL MUHAL. YA YENİ HÂL, YA İZMİHLÂL.”
- - CAMİALARDA KUZMAN MİSALİ İNSANLAR VAR OLDUKÇA..
- - Acayip Yerdeki AN
- - İSKENDER DİYE BİRİ