Merhum Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretleri'nin, "Hiçbir amelime güvenmiyorum; lâkin Allah Teâlâ'nın düşmanlarına düşmanlığım var." sözü, ilk bakışta şaşırtıcı gelebilir.
Zira insan, ibadetlerine, ilmine, hizmetlerine güvenmek ister. Oysa hakikat ehli, ne kadar ibadet ederse etsin, onları kurtuluş sebebi değil; Allah'ın rahmetine vesile olarak görür.
Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri bu hakikati şöyle ifade eder:
"Cennet ucuz değil, cehennem dahi lüzumsuz değil."
İnsan, ömrü boyunca ibadet etse bile, yaptığı amellerin kusur ve eksikliklerle dolu olduğunu bilir. Çünkü ibadeti yaptıran da, o ibadette sebatı veren de Allah'tır. Bu sebeple ehl-i hakikat, amellerine değil, Cenâb-ı Hakk'ın rahmetine dayanmalıdır.
Risale-i Nur'da geçen şu vecize, bu hakikati çok güzel özetler: "İnsanın en mühim bir esası, acz ve fakrını anlamaktır."
Kendi aczini ve fakrını gören insan, nefsine güvenmez. Çünkü nefis daima kusurludur. Nitekim Bediüzzaman: "Nefse itimad eden, belâyı bulur." demiştir. (Lem'alar)
**
Peki, Arvasi Hazretleri neden "Allah'ın düşmanlarına düşmanlığım var" demektedir?
Kur'ân-ı Kerîm'de: "Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir kavmin, Allah'a ve Resûlüne düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin." (Mücâdele, 22)
buyurulmaktadır.
Buradaki düşmanlık; şahıslara kin beslemek değil, küfre, zulme, dalâlete ve Allah'a isyana karşı tavır almaktır. Risale-i Nur'un temel düsturlarından biri de budur. Bediüzzaman:
"Muhabbet fedaileriyiz; husumete vaktimiz yoktur." derken, şahıslara düşmanlığı değil; küfür, zulüm ve dalâlet cereyanlarına karşı manevî mücadeleyi esas almıştır.
Yine Risale-i Nur'da:
"Bu zamanda en büyük farz vazife, iman hizmetidir." hakikati ifade edilir. Çünkü Allah'ın düşmanlarına karşı en büyük mücadele, imanları kurtarmak ve hakikati neşretmektir.
Sonuç olarak, mümin ne ibadetleriyle gururlanmalı ne de amelsizliğe düşmelidir. Amelini yapmalı, fakat kurtuluşunu yalnız kendi ameline bağlamamalıdır. Çünkü:
"Ameline güvenen değil, Allah'ın rahmetine iltica eden kurtulur."
Kulun vazifesi kulluktur; netice ise Rahmân'ın rahmetine kalmıştır. Müminin kalbi, bir yandan kendi nefsinden korkmalı, diğer yandan Allah'ın rahmetinden ümidini asla kesmemelidir. İşte ubudiyetin özü de budur.
- - Bir Keşfü’l-Kubur, Bu Zamanda Kırk Kişiden Birinin İmanını Kurtardığını Görmesi Vakıası
- - LA UHUBBİL ÂFİLİN -4 VII. AZER'İN GETİRDİĞİ PUT
- - LA UHUBBİL ÂFİLİN -2 MAĞARADA ŞAKIYAN NUR I. YILDIZLARIN SÖYLEDİĞİ
- - Hac Suresi 12. Ayetin Tefsiri: Kalbin Gerçek Sığınağı Allah'tır
- - Destan Yazılan Gece: 15 Temmuz
- - Ailecilik, Aşiretçilik ve Bağnaz Cemaatçilik: Adaletsizlik (Zulüm)
- - DUHA SURESİNİN TESELLİCİ MESAJI
- - Gençliğe Yapılan Yatırım, Geleceğe Yapılan Yatırımdır
- - Uhud'dan Çağlara Bir Ders
- - MARİFETULLAH'TAN MUHABBETULLAH'A
- - Âl-i İmrân Sûresi 139. Âyet Ne Der Bize
- - Uhud'dan Günümüze: Âl-i İmrân 152. Ayetin Risale-i Nur Perspektifinden Tefsiri
- - Muttakiler Efendidir, Fakihler Liderdir; Onlarla Oturup Kalkmak Ziyadedir” Sözü Üzerine
- - Aç Olan Karın mı, Göz mü?
- - İSTANBUL FETHİNİN ASIL ÖNEMİ
- - ADALET, HERKESE AYNI ŞEYİ VERMEK DEĞİL, HAKKINI VERMEKTİR.
- - RAHMANİ İKAZ
- - TEYAKKUZ
- - İZDÜŞÜM VE AYNA METİNLERDEN ÜÇ MİSAL
- - Duruşu Olan Bir Gazete: DURUŞ
- - EN BÜYÜK MİYAR: KANAAT
- - Emekliye Nefes Aldıracak Bir İmkân: Mütevazı Tatil Desteği
- - Tabuların Gölgesinden Ne Umulur?
- - Makam ve Mananın Çatışması ve Gülistan Doku Cinayeti
- - Malazgirt’te Anadolu Can Atarken İslam'a
- - SİLÜET
- - BİR REALİTE: ÖLÜM YIL DÖNÜMÜNDE TURGUT ÖZAL
- - 14- 15 Nisan’ın Acı Gölgesi ve Çıkış Yolu: Maneviyatla Techiz ve İnşa Edilen Öğrenci
- - FEDAKÂRLIĞIN SESSİZ DESTANI
- - BURSA FETİHLE GÖNLÜNÜ AÇARKEN İSLAM'A