Mehmet Nuri BİNGÖL
Türkiye’nin yakın tarihine damga vurmuş isimlerden biri olan Turgut Özal, vefatının yıl dönümünde hâlâ tartışılan, konuşulan ve özlenen bir lider olarak hafızalardaki yerini koruyor.
Onu anlamak, sadece bir siyasetçiyi değil; aynı zamanda bir zihniyet dönüşümünü anlamak demek değil midir?
1980’li yıllar Türkiye için sancılı ama aynı zamanda istikametli yön arayışının çok yoğun olduğu bir dönemdi. Tam bu esnada sahneye çıkan Özal, klasik devletçi refleksleri zorlayarak ekonomide köklü bir değişimin önünü açtı.
Serbest piyasa ekonomisini savundu, dışa açılmayı teşvik etti ve Türkiye’yi dünyaya entegre etmeye çalıştı.
Onun döneminde ithalatın kolaylaşması, özel sektörün güçlenmesi ve girişimciliğin önünün açılması, bugün hâlâ tesirlerini derinden hissettiğimiz, hatta gördüğümüz bir dönüşümün temelini de oluşturdu
**
Özal’ı farklı kılan en önemli özelliklerinden biri, risk almaktan çekinmemesiydi. Bürokratik engellerle örülü bir yapıda hızlı kararlar alabilmesi, onu klasik siyasetçilerden ayırdı.
Kimi zaman eleştirildi, kimi zaman “fazla hızlı” bulundu; ancak inkâr edilemez bir gerçek var: Türkiye onunla birlikte kabuğunu kırmaya başladı.
Özal’ın vefatı, tıpkı hayatı gibi tartışmalarla çevriliydi. Turgut Özal'ın ölümü hâlâ tam anlamıyla aydınlatılamamış bir hadise olarak konuşuluyor. Bu durum, onun etrafındaki merak perdesini daha da kalınlaştırıyor.
Ancak bir liderin mirası sadece ölümüyle değil, bıraktığı izlerle değerlendirilir. Bugün Türkiye’nin ekonomik yapısından siyasi diline kadar pek çok alanda Özal’ın etkisini görmek mümkündür.
**
Aradan geçen yıllar, duyguları törpüler ama hakikatleri daha berrak hâle getirir.
Bugün Özal’ın icraatları düşünüldüğünde, onu sevenler kadar eleştirenler de ortak bir noktada buluşuyor: Türkiye’nin yönünü değiştiren bir figür olduğu gerçeği...
Onun vizyonu, yer yer eksik, yer yer tartışmalı olabilir. Fakat cesareti, pratik zekâsı ve değişim iradesi, Türkiye siyasetinde nadir görülen bir profil olarak hâlâ dikkat çekiyor.
**
Ölüm yıl dönümleri, sadece birilerini hatırlamak için değil, anlamak için de bir vesiledir.
Turgut Özal’ı anmak; Türkiye’nin dönüşüm sancılarını, kazanımlarını ve kayıplarını yeniden düşünmek demektir.
Belki de asıl soru şudur: Bugün, onun açtığı hürriyetçi (141 ve 163. maddelerin kaldırılması, vs.) yolda ne kadar ilerleyebildik?
- - Makam ve Mananın Çatışması ve Gülistan Doku Cinayeti
- - Malazgirt’te Anadolu Can Atarken İslam'a
- - SİLÜET
- - 14- 15 Nisan’ın Acı Gölgesi ve Çıkış Yolu: Maneviyatla Techiz ve İnşa Edilen Öğrenci
- - FEDAKÂRLIĞIN SESSİZ DESTANI
- - BURSA FETİHLE GÖNLÜNÜ AÇARKEN İSLAM'A
- - Şanlıurfa’nın İstiklâl Destanı: 11 Nisan
- - Üstad Said Nursi Vefat Etti Ama Eserleri Asırları Parlatıyor...
- - İLK ADIM, İKİNCİ VE ASIL ADIM
- - Hak Üstündür, Haktan Üstün Yoktur.
- - Tağutu İnkâr Etmeden İman Sahih Olmaz
- - "Kabede Hacılar..." İlahisi Popüler Olunca
- - Ramazan: Kur’ân, Sünnet ve Risale-i Nur Işığında Bir Diriliş
- - 6 Şubat'ta Geceyi Yaran Ses- Hikâye
- - İSLÂM ORDULARININ CİHAD RUHU VE MAKSADI : İ'LAY-I KELİMETULLAH
- - Bediüzzaman Said Nursî ve Mehdi-i Azam Meselesi...
- - BOZULAN GENÇLİK Mİ, TERK EDİLEN EMANET Mİ?
- - EL-ŞARA'NIN "ŞAM" YA DA SURİYESİ
- - ETHEM “Rüzgârın Oğlu”
- - KIRK BİR YILIN HİSSİYATI
- - Uhuvvet Hissi ve İhlasla Alakası
- - “Ümitsizlik bir hastalıktır” Ya Ümit?
- - BAŞKAN ZOHRAN MAMDANİ!
- - “ESKİ HÂL MUHAL. YA YENİ HÂL, YA İZMİHLÂL.”
- - CAMİALARDA KUZMAN MİSALİ İNSANLAR VAR OLDUKÇA..
- - Acayip Yerdeki AN
- - İSKENDER DİYE BİRİ
- - SİYAH SANCAK
- - Sessiz Çığlık ve Kapanmayan Yara: Gazze ya da Gaza
- - YEDİ ASIR EVVEL HAZIRLANAN EV