Sahabe-i Kiram'ın (r.anhüm) faziletlerinden ve ümmet içinde müstesna bir mevkie sahip olmalarının hikmetlerinden biri de sorularının, hâllerinin ve karşılaştıkları meselelerin vahye konu olmasıdır. 
                Onlar, Resûlullah'ın (asm) sohbetinde bulunmakla kalmamış; aynı zamanda Kur'an'ın nüzulüne bizzat şahit olmuş, sordukları bazı soruların cevaplarını doğrudan ilahî kelamda bulmuşlardır.
           Kur'an-ı Kerim'de bu hakikatin pek çok misali vardır: “Sana ruhtan sorarlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir.” (İsrâ, 17/85)
                Sana hilalleri soruyorlar: “Sana hilalleri sorarlar. De ki: Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir.” (Bakara, 2/189)
                  Sana infak etmeyi soruyorlar: “Sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: İnfak edeceğiniz maldan anne-babaya, yakınlara…” (Bakara, 2/215)
**
               Bununla beraber, sahabenin her sorusuna mutlaka vahiy indiğini söylemek doğru değildir. Bazı ayetler belirli sorular üzerine nazil olmuş, bazıları ise doğrudan bir soru-cevap bağlamı olmaksızın hükümler ve hakikatler bildirmiştir. Sahabenin faziletini değerlendirirken bu şuur içinde olmak gerekir.
               Sahabe-i Kiram'ın üstünlüğü yalnızca vahyin ilk muhatapları olmalarında değil, vahyin terbiyesi altında yetişmelerinde, Resûlullah'ın (asm) sohbetinden istifade etmelerinde ve dinin sonraki nesillere aktarılmasında üstlendikleri eşsiz vazifededir.
                Onların soruları bazen bir ayetin nüzulüne vesile olmuş; o ayet de asırlar boyunca insanlığın yolunu aydınlatmıştır. Böylece bir sahabinin öğrenme arzusu, yalnız kendi zamanının ihtiyacını karşılamakla kalmamış, ümmetin müşterek ilim ve hidayet mirasına dönüşmüştür.
               Ne büyük bir mazhariyettir ki, onların bazı soruları semadan gelen cevaplarla tarihe kaydedilmiş; bir anlık merak, Kur'an'ın ebedî rehberliğinde bütün insanlığa hitap eden bir hakikate dönüşmüştür.

Makale Yorumları
Makaleye ait yorum henüz yok.
Makaleye Yorum Yazın
Yazarın Diğer Makaleleri