İslâm kaynaklarında Müslümanların nihayetinde galip geleceğini, yani hak dinin batıla üstün olacağını ifade eden hem ayetler hem de hadisler vardır. Bu galibiyet sadece askeri veya siyasi bir zafer değil; hakikatin, adaletin ve tevhidin insanlık üzerinde hâkim olması şeklinde anlaşılmalıdır. Müfessirler, bu konuyu birkaç temel ayet ve hadis üzerinden açıklamışlardır.
“O, peygamberini hidayet ve hak din ile gönderdi ki onu bütün dinlere üstün kılsın. Müşrikler hoşlanmasa da.”(Tevbe 9/33; Saf 61/9; Fetih 48/28)
Bu ayet üç yerde tekrar edilir. Müfessirler bu tekrarın, İslam’ın tarih boyunca devam edecek bir üstünlük vaadi olduğunu belirtirler. Bir kısmı bunun ilmen ve hakikat bakımından üstünlük olduğunu söyler. Bir kısmı ise ahir zamanda İslam’ın daha geniş bir hâkimiyet kazanacağını ifade eder.
“Allah, sizden iman edip salih amel işleyenlere, kendilerinden öncekileri halife kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka halife kılacağını, dinlerini sağlamlaştıracağını ve korkularını güvene çevireceğini vaat etmiştir.”(Nur 24/55)
Bu ayet İslam tarihinde Râşid Halifeler döneminde gerçekleşmeye başlamış; fakat birçok âlim bunun kıyamete kadar sürecek bir ilahi kanun olduğunu söylemiştir.
**
Müminlerin üstünlüğü de şöyle buyrulmuştur Ayet'te: “Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer gerçekten iman etmişseniz üstün olan sizlersiniz.”(Âl-i İmran 3/139) Bu ayet Uhud sonrası nazil olmuştur. Müslümanlar yenilmiş gibi görünse de hakikatte üstünlüğün iman ve hak yolda olmakta olduğu bildirilir.
“Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek isterler. Fakat kâfirler hoşlanmasa da Allah nurunu tamamlayacaktır.” (Saf 61/8) Buradaki “nur” İslam’dır. Bu ayet İslam’ın yok edilemeyeceğini ifade eder.
Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Allah bana yeryüzünü dürdü; doğusunu da batısını da gördüm. Ümmetimin mülkü bana gösterilen yerlere kadar ulaşacaktır.” (Müslim) Bu hadis İslam’ın çok geniş coğrafyalara yayılacağını haber vermektedir.
“Gece ve gündüzün ulaştığı her yere Allah bu dini ulaştıracaktır. Allah, kerpiçten ya da çadırdan hiçbir ev bırakmayacak; mutlaka bu dini oraya sokacaktır.” (Ahmed b. Hanbel) Bu hadis, İslam’ın cihan çapında yayılacağı şeklinde yorumlanır.
**
Kıyamete kadar hak üzere bir topluluk bulunacaktır. “Ümmetimden bir topluluk kıyamete kadar hak üzere galip olarak bulunacaktır.” (Buhârî, Müslim) Bu hadis, hak yolunda mücadele eden Müslümanların hiçbir zaman tamamen yok olmayacağını bildirir.
İslam âlimleri bu ayet ve hadislerden şu sonuçları çıkarmıştır: Hak dinin yok olması mümkün değildir. Müslümanlar bazen zayıflayabilir veya mağlup olabilir, fakat bu geçicidir. Hak üzere olan bir topluluk kıyamete kadar var olacaktır. Nihai üstünlük iman, adalet ve hakikat üstünlüğüdür.
Bu vaatler üç şekilde anlaşılmıştır: İlmi üstünlük: Kur’an’ın hakikatinin batıl fikirleri yenmesidir. Tebliğ üstünlüğü: İslam’ın dünyanın her yerine ulaşması... Hak yolda olanların Allah katında üstün olması şeklinde de anlaşılmıstır.
Kur’ân ve hadisler Müslümanların tarih boyunca imtihanlardan geçeceğini, fakat hak dinin nihayetinde galip geleceğini bildirir. Ancak bu galibiyet iman, ahlâk ve salih amel şartına bağlıdır.
**
Risale-i Nur perspektifinde İslâm’ın istikbalde galibiyeti, Bediüzzaman Said Nursî tarafından özellikle ümit, sünnetullah ve iman hakikatlerinin kuvveti üzerinden açıklanır. Bediüzzaman’a göre Kur’ân’ın verdiği müjde yalnız geçmişte gerçekleşmiş bir hâdise değil, istikbale dair bir vaattir.
1. İstikbal İslam’ın Olacaktır:
Bediüzzaman’ın en çok zikredilen ifadesi şöyledir: “İstikbal yalnız ve yalnız İslâmiyet’in olacaktır. Ve hâkim hakikat Kur’ân ve iman olacaktır.” ( Sünuhat vb.)
Bu cümle, Kur’ân’ın verdiği vaadin tarih boyunca giderek gerçekleşeceğini ifade eder. Üstada göre İnsanlık hakikat arayışından vazgeçmez. Batıl fikirler bir müddet parlasa da kalıcı değildir. Kur’ân’ın hakikatleri ise akla, kalbe ve fıtrata hitap ettiği için kalıcıdır.
2. Avrupa Bir Gün İslamiyet’i Arayacak:
Bediüzzaman, modern dünyanın yaşadığı ahlak ve maneviyat krizinin sonunda insanlığın yeniden hakikati arayacağını söyler:
“Avrupa bir gün İslâmiyet’e hamile olup onu doğuracaktır.” Bu beyanla kast edilen şey, dünyanın tamamının Müslüman olma durumu olmasa da mühim devlet ve "taifelerin" İslam'a tabi olmalarıyla birlikte İslam’ın adalet, ahlak ve tevhid esaslarının insanlık tarafından kabul edilmesidir.
**
Bediüzzaman’a göre gelecekteki galibiyet kılıçla değil ilim, iman ve ikna ile olacaktır. Onun ifadesiyle: “Bu zamanın en büyük cihadı, imanı kurtarmak ve tahkikî imanı neşretmektir.”
Bu yüzden Risale-i Nur eserleri, imanı aklî delillerle güçlendirmeyi hedefler.
4. Kur’ân’ın Geleceğe Bakan Ayetleri:
Bediüzzaman özellikle şu ayetleri istikbal müjdesi olarak yorumlar: Nur Suresi 55: “Allah sizden iman edip salih amel işleyenlere yeryüzünde halifelik vereceğini vaat etmiştir.”
Bediüzzaman’a göre bu ayet sadece sahabe devrini değil, kıyamete kadar devam edecek bir sünnetullahı ifade eder.
Saf Suresi 8: “Allah nurunu tamamlayacaktır.” Bu ayet Risale-i Nur’da İslam’ın söndürülemeyeceğinin delili olarak açıklanır.
**
5. Geçici Mağlubiyetler:
Bediüzzaman Müslümanların bazı dönemlerde zayıf görünmesini şöyle açıklar: İman zayıflarsa sosyal ve siyasi güç de zayıflar İslam’ın emrettiği ilim, ahlak ve birlik terk edilirse mağlubiyet meydana gelir. Ama bu durum hakikatin mağlubiyeti değil, Müslümanların hatasıdır.
6. Galibiyetin Şartları: Risale-i Nur’a göre Müslümanların tekrar güç kazanmasının şartları şunlardır.
İman hakikatlerinin güçlenmesi, ilim ve marifetin yayılması, İttihad-ı İslam, ahlak ve adalet... Bediüzzaman bir eserinde şöyle der: “Mü’minlerin kuvveti hak ve ihlâstadır, silah ve kuvvette değildir.” (Lemalar)
Netice olarak diyebiliriz ki, Kur’ân, hadis ve Risale-i Nur'un izahları birlikte değerlendirildiğinde şu sonuç ortaya çıkar:
İslam yok olmayacaktır.
Hak üzere bir topluluk kıyamete kadar var olacaktır.
İnsanlık hakikati aradıkça Kur’ân’ın nuru yayılacaktır.
Nihai galibiyet iman ehlinin ve adaletindir.
- - Tağutu İnkâr Etmeden İman Sahih Olmaz
- - "Kabede Hacılar..." İlahisi Popüler Olunca
- - Ramazan: Kur’ân, Sünnet ve Risale-i Nur Işığında Bir Diriliş
- - 6 Şubat'ta Geceyi Yaran Ses- Hikâye
- - İSLÂM ORDULARININ CİHAD RUHU VE MAKSADI : İ'LAY-I KELİMETULLAH
- - Bediüzzaman Said Nursî ve Mehdi-i Azam Meselesi...
- - BOZULAN GENÇLİK Mİ, TERK EDİLEN EMANET Mİ?
- - EL-ŞARA'NIN "ŞAM" YA DA SURİYESİ
- - ETHEM “Rüzgârın Oğlu”
- - KIRK BİR YILIN HİSSİYATI
- - Uhuvvet Hissi ve İhlasla Alakası
- - “Ümitsizlik bir hastalıktır” Ya Ümit?
- - BAŞKAN ZOHRAN MAMDANİ!
- - “ESKİ HÂL MUHAL. YA YENİ HÂL, YA İZMİHLÂL.”
- - CAMİALARDA KUZMAN MİSALİ İNSANLAR VAR OLDUKÇA..
- - Acayip Yerdeki AN
- - İSKENDER DİYE BİRİ
- - SİYAH SANCAK
- - Sessiz Çığlık ve Kapanmayan Yara: Gazze ya da Gaza
- - YEDİ ASIR EVVEL HAZIRLANAN EV
- - Yeni Fetih Gazetesi: Bir Dirilişin Kalem Gücü